Noterler devletten maaş alır mı ?

citlembik

Global Mod
Global Mod
Noterler Devletten Maaş Alır mı? Bir Hikâye Üzerinden Derinlemesine Bir Bakış

Bugün, sizlerle noterin devletle olan ilişkisini anlatan, oldukça düşündürücü bir hikâye paylaşmak istiyorum. Hikâye, bir kasabada yaşayan iki karakter üzerinden şekilleniyor: Ahmet ve Zeynep. İkisi de noterlik mesleğiyle ilgili farklı bakış açılarına sahip, ancak onların hikayesi üzerinden devletin ve noterlik kurumunun işleyişini daha yakından anlamamıza yardımcı olacak.

Ahmet, kasabanın en eski noterlerinden biriydi. Çalıştığı yıllar boyunca, hep işin stratejik kısmını düşünmüş, mesleğini uygularken her zaman daha çok "kâr" ve "verimlilik" gibi kavramları ön planda tutmuştu. Ahmet'in meslek hayatı, büyük bir sorumluluk hissiyle şekillenmişti. Onun için noterlik, bir işten çok bir strateji ve sonuca odaklanmış bir süreçti. Her işlemde, dikkatlice düşünür, anlaşmazlıkları çözmeye çalışır, işlem süreçlerini hızlandırarak zaman kaybı yaratmazdı. Noterlik işinin "resmi" yönünden çok, işin ekonomiyle bağlantılı kısmını düşünürdü. Ahmet, noterlerin devletle maaş bağlamında bir ilişkisi olmadığını ve yalnızca kendi kazançlarını hedeflediğini düşünüyordu. Kasabanın diğer noterlerinden farklı olarak, devletle olan bağlantıyı hiç sorgulamamıştı.

Zeynep ise tam tersine, kasabanın en yeni noteriydi. İlk defa bu mesleği yapmaya başlamış, daha çok insan ilişkilerine ve toplumsal sorumluluğa odaklanıyordu. Zeynep'in bakış açısı, her işlemde adaletin ve doğruluğun ön planda olması gerektiğiydi. O, insanların birbirlerini anlamasına, empati kurmasına ve ihtiyaçlarının doğru şekilde karşılanmasına daha çok önem veriyordu. Zeynep için noterlik, sadece yasal bir onay verme işi değil, aynı zamanda bir toplumsal sorumluluk ve bir bağ kurma aracıyıydı. Kendi mesleğiyle ilgili düşüncelerini zamanla geliştirdikçe, noterlerin devletle nasıl bir ilişkisi olduğuna dair kafa karıştırıcı sorular ortaya çıkmaya başladı. Çünkü Zeynep, noterlerin kamu görevlisi olup olmadıkları konusunda hiç net bir cevap bulamamıştı. Devletin onlara maaş verip vermediğini merak ediyordu.

Bir gün, kasabanın eski çay bahçesinde Ahmet ve Zeynep karşı karşıya geldiler. İkisi de bir süre sessizce çaylarını yudumladıktan sonra, Zeynep cesaretini topladı ve Ahmet’e şöyle sordu:

"Biliyor musun Ahmet Abi, noterlerin devletle ilişkisini hiç düşünmedim ama, maaş alıp almadıklarını merak ediyorum. Hem neden devletin bir çalışanı olmasalar da olabilirler ki?"

Ahmet, soruyu duyduğunda biraz şaşırdı ama hemen cevabı verdi:

"Zeynep, sen çok hassasiyet gösteriyorsun bu konuda. Noterler devletle maaş bağlamında bir ilişkiye sahip değiller. Onlar bağımsız çalışan profesyoneller, yani devlete bağlı değiliz. Devlet, sadece noterlerin görev ve yetkilerini belirler. Maaş almak gibi bir şey söz konusu değil, biz kendi işimizi yaparız ve bunun karşılığında ücret alırız. İstediğimiz kadar çok işlem yapıp kazancımızı artırabiliriz."

Zeynep, Ahmet’in cevabını duyunca, konuya dair daha derin bir içsel soru işareti oluştu. "Ama devlet, noterlerin görevlerini düzenliyor, onların her işlemde belirli kurallara göre çalışmasını sağlıyor. Peki, noterler devlete bağlı olmadan nasıl bu kadar önemli bir görev alabiliyor?" diye düşündü. Ahmet’in mantığına göre, noterlik bir işten çok bir "ticaret" gibi görünüyordu. Fakat Zeynep için bu mesele, işin içine toplumsal sorumluluk ve kamu hizmeti girdiğinde çok daha karmaşık bir hal alıyordu.

Zeynep, araştırmalarını sürdürdü ve zamanla noterlerin gerçekten de devletle doğrudan maaş ilişkisi olmadığını öğrendi. Ancak bununla birlikte noterlik sisteminin, özellikle devletin denetiminde olduğunu fark etti. Türkiye'deki noterlik sisteminde, devlet noterlerin ücret tarifelerini belirler, meslek mensuplarına eğitimler ve denetim sağlar, fakat noterler bağımsız profesyoneller olarak çalışırlar. Bu durum, noterlerin devletle doğrudan maaş ilişkisi kurmalarını engelliyor ama yine de kamu hizmeti veren bir rol üstlenmelerini sağlıyordu.

Zeynep, Ahmet'e bu araştırmasını ve düşüncelerini paylaştığında, Ahmet biraz şaşkınlıkla karşılık verdi:

"Yani demek istediğin, noterler devletin bir parçası gibi çalışıyorlar ama maaş almıyorlar? Hmm, bu garip... Fakat sonuçta biz, kendi işimizi yapıyoruz ve devlet de bizden istediklerini alıyor. O yüzden işin bu tarafını pek düşünmemiştim."

Zeynep gülümsedi, çünkü Ahmet’in yaklaşımında doğru bir şeyler buluyordu. Ama Zeynep için, noterlik sadece bir "iş" değil, toplumsal bağları kuvvetlendiren bir sorumluluktu. Onun için her işlem, hem bir gelir kaynağı hem de bir insanlık görevi gibiydi.

Sonuçta, Noterler Devletten Maaş Alır mı?

Hikayemizde gördüğümüz gibi, noterler devletten doğrudan maaş almazlar. Ancak, devlet tarafından denetlenen ve ücret tarifeleri belirlenen bir meslek grubudur. Noterlik, devletin hukuki düzenin sağlanmasındaki rolünü üstlense de, bireysel ve ticari bir meslek olarak bağımsız çalışan noterler, kendi kazançlarını elde ederler.

Peki, noterlerin devletle olan bu dolaylı ilişkisi, toplumsal sorumluluk açısından nasıl değerlendirilmelidir? Noterler, toplumsal fayda sağlamak adına devletin denetiminde çalışırken, bu sistemin ne gibi toplumsal yansımaları vardır? Sizce, noterlerin devlete maaş ödenmesi ya da doğrudan kamu görevlisi statüsü kazanması toplumsal denetim açısından faydalı olur muydu?

Siz ne düşünüyorsunuz?